info @ istanbulungazetesi.com

 

LUT KAVMİNİ HATIRLAYIN

​ İbrahim Peygamberle aynı dönemde yaşayan Hz Lut, komşu kavimlerden birine elçi olarak gönderilmişti. Kuran'da belirtildiğine göre bu kavim, o güne kadar benzeri görülmemiş sapıklıkları uyguluyordu. Puta tapmak.,Livâta yapmak (erkeğin erkeğe yaklaşması),yol kesmek, koğuculuk (söz taşımak), cimrilik yanı sıra, bir kimseyi öldürmek istediklerinde, onu livâta yapmasına zorlar, bu eziyet sonrasında katlederlerdi. Yine Hasan-ı Basrî’nin rivâyetine göre Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Lût kavminin helâk sebeplerini saydıktan sonra hadîsin devamında şöyle buyurmuşlardır: “Bir de ümmetim bu ahlâksızlıklara şunu da ilâve eder ki, o da, kadın kadına münâsebette bulunulmasıdır (yâni eşcinsellik)…” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, II, 51)

​Hz. Lut, kavmine bu azgınlıklarından vazgeçmelerini söyleyerek İlahi tebliğini ilettiğinde onu yalanladılar, Peygamberliğini inkar edip azgınlıklarından sakınmadılar. Bunun sonucunda da kavim, korkunç bir felaketle helak edildi.
*
​Kötü işlerde aşırı giden kavim, doğruyu nasihat eden iffet sahibi kimseleri sevmezlerdi. Hz Lut’un ikazlarına karşılık "Eğer doğru söylüyorsan bizi tehdit ettiğin azabı getir" diye kendisine meydan okumuşlardı.Bu durum üzerine Hz. Lut onların yaptıklarının vebalinden kendini kurtarması için Allah'a dua etmiş ve Allah elçilerini yakışıklı birer delikanlı suretinde Lut Peygambere misafır olarak yollamıştı. Gelenlerin melek oldugundan bi haber olan Hz Lut, kavminin konuklarını taciz edebileceği ve kendisinin korumaya güç yitiremeyeceği endişesi ile hüzne kapılır. Nitekim kapısına yığılan azgın topluluğa “kızlarıyla evlenebileceklerini ancak misafirlerini taciz etmemelerini” söyledi. Adet haline getirdikleri yanlış ahlaklarında ısrarcı olmaları üzerine melekler gerçek kimliklerini Hz. Lut ile paylaşarak; onların sabah zamanı hepsinin helâk edileceğini, kendisinin gecenin bir vaktinde ailesiyle birlikte şehri terk etmek üzere yola çıkmasını, yalnızca karısının zalimlerden yana olacağını öğütlediler. Ayetlerde, kavmin helakı şöyle tarif ediliyor: Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi. Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık. Elbette bunda 'derin bir kavrayışa sahip olanlar' için gerçekten ayetler vardır. O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hâlâ) durmaktadır. (Hicr Suresi, 73-76). Aynı olay Tevrat'a göre; “Sodom halkı Rabb'e karşı günahkârdır; orada her türlü ahlâksızlık, özellikle de cinsî sapıklık yaygındır.” (Tekvîn, 13/13; 18/20; 19/4-5; Hezekiel, 16/49-50) diye geçer. Geleneksel bakış açısına göre eşcinsellerin amacı ya Tanrı'yı kasten kızdırmak veya sapıklıktır. Bu hususu Rabbi Dr. ImmanuelJakobovits, ( Encyclopedia Judaica) ‘nın -Eşcinsellik maddesinde görüşlerini şöyle açıklar: Yahudi kanunu [...] eşcinselliğin bir hastalık olduğu veya etik olarak tarafsız olduğu görüşünü reddeder... Yahudi kanunu haza dayalı etiği, buna "aşk" dense dahi kabul etmez ve eşcinselliği, aynı zina ve ensest ilişkide olduğu gibi geçerli kabul edemez.
Tek Tanrı inancına sahip 3.semavi din olan Hristiyanlık hakikatine göre “erkeklerin ve kadınların doğal ilişkilerini bırakıp aykırı cinsel ilişkilere girmesi insan bedenine ve ruhuna aykırıdır; kötülüğün insan karakterinde üremesine izin verir. (İncil, Rom. 1:27) * ​Hayasızlık, ahlaksızlık, yalnızca günümüz konusu olmadığı gibi lokal bir olgu olduğunu da iddia etmek mümkün değildir. Aile kurumunu çökertmek, toplumları köleleştirmek amacıyla yürütülen sistematik ve çok bileşenli bir stratejinin mahsulü olan eşcinsellik faaliyetleri ne yazık ki özgürlük bahnesi ile empoze edilmeye çalışılmaktadır. Sigara, içki, kumar gibi her türlü bağımlılikla gençlerin hürriyet ve iradelerini hedef alan kültür emperyalizmin bir başka oyunu homeseksüellikle de aynı hassasıyet ve ozenle karşı durulmalıdır. Aksi halde kadın ve erkeğin fıtratının bozulması ciddi bir vebal olacaktır. Nitekim; Abd’nin 21 şehrinde yaşayan 5 homoseksüelden biri HIV virusu taşıdığı ve bazen de farkında olmağı için toplum içerisinde virüsü yaygınlaştırdığı araştırmalar sonrası tespit edilmiştir. Yine 40 yıl cinsellik üzerine araştırma yapan Prof Dr. Paul Mchugh; “Eşcinsel genin olmadığının bilimsel bir gerçek olduğunu, çevresel faktörlerin homoseksuellık için önemli etken oldugunu” belitmiştir. * ​Kişisel hikayeler, etkileyen faktörler sonrasında insan bu zaafa yenik düşmüşse unutmamalıdır ki ; herkesin bir imtihanı vardır. Ve mücadele etmeden teslim olmak zayıflıktır. Kapıldığı yanlış duygular şayet fiiliyata dökülmezse kişiyi mesul kılmaz.Yanlış duygulara teslim olmaktansa önce kendi onur ve sağlığı, sonra da bulunduğu toplum için, gerekli tedavi yollarına başvurarak bu durumu aşmaya çalışması en doğru olandır.
​ Kusursuz kimse yoktur. İnsana düşen yapmış olduğu hatadan vazgeçip, bize bir damlayla hayat veren,sonsuz nimetlerini sunan yaratıcıya yüzünü dönmektir. Baksanıza hayat kısa, çok kısa...